“İş bulamıyorum” demek artık neredeyse refleks haline geldi.
Ben de aynı cümleyi defalarca kurdum.
Ama bir noktadan sonra kendime şunu sormak zorunda kaldım:
Gerçekten iş mi arıyorum, yoksa sadece karşıma çıkan her ilana başvurup kendimi “arayışta” mı sanıyorum?
Çünkü fark etmeden yaptığım bir şey vardı:
Ne istediğimi bilmeden, ne bulursam ona yöneliyordum.
Belki de sorun işin az olması değil…
Benim ne aradığımı tam olarak bilmiyor olmamdı.
En Büyük 5 Hata
Bir süre sonra şunu fark ettim:
Sadece ben değilim. Birçok kişi benzer hataları yapıyor.
Belki de sorun sandığımızdan daha ortak.
1. Her ilana başvurmak
“Belki olur” diyerek yapılan başvurular…
Ne olursa olsun başvurmak, sizi daha görünür yapmaz. Aksine, sizi “ne istediğini bilmeyen” biri gibi gösterir.
2. Aynı CV ile her kapıyı zorlamak
Tek bir CV ile her şirkete, birbirinden farklı birçok pozisyona başvurmak artık işe yaramıyor. Şirketler, kendilerine özel hazırlanmış başvurular bekliyor.
3. Sadece ilan sitelerine bağlı kalmak
İşlerin büyük kısmı artık ilanlara düşmeden doluyor. Network kurmayanlar bu fırsatları kaçırıyor.
4. Kendini geliştirmemek
“Zaten mezunum” düşüncesi rahatlatıyor.
Ama şirketler diploma değil, ne yapabildiğine bakıyor.
5. Sabırsız olmak
3-5 başvuru, birkaç ret…
Sonra motivasyon düşüyor.
Oysa süreç, çoğu zaman tahmin edilenden daha uzun.
Şirketler Aslında Ne Arıyor?
Bir noktadan sonra şunu da fark ettim:
Şirketlerin beklentisi eskisi gibi değil.
Artık sadece “işini yapan” biri yetmiyor.
Daha çok;
-
hızlı öğrenebilen
-
karşılaştığı problemi çözmeye çalışan
-
iletişim kurabilen
-
sorumluluk almaktan kaçmayan
insanlar öne çıkıyor.
Yani mesele sadece ne bildiğin değil.
O bilgiyi nasıl kullandığın ve ortama nasıl uyum sağladığın daha önemli hale gelmiş durumda.
Peki Ne Yapmalı?
Bir süre sonra şunu kabul etmek gerekiyor:
Sadece şikâyet etmek ya da beklemek bir şey değiştirmiyor.
Ben de kendime şu basit şeyleri hatırlatmaya çalışıyorum:
• Hedefli başvuru yapmak
Az ama gerçekten uygun başvuru yapmak, çok ama rastgele başvurmaktan daha anlamlı.
• CV’yi her pozisyona göre değiştirmek
Çünkü her başvuru aslında farklı bir mesaj.
Ve o mesaj ne kadar netse, şans da o kadar artıyor.
• Network kurmak
LinkedIn, çevre, küçük temaslar…
Birçok fırsat ilanlara düşmeden zaten orada dönüyor.
• Küçük başlamayı kabul etmek
Herkes en iyisini istiyor ama bazen en doğru başlangıç küçük olan oluyor.
• Sürecin bir beceri olduğunu fark etmek
İş aramak da öğrenilen bir şey. Ve zamanla gelişiyor.
Her Başvuru İşe Yaklaştırmaz
İlk zamanlar ne bulsam başvurdum.
Farklı sektörler, farklı pozisyonlar…
Mantığım basitti:
“Ne kadar çok başvuru, o kadar şans.”
Ama bir süre sonra şunu fark ettim:
Ben aslında ne istediğimi bilmiyordum.
Bilmeyince yaptığım başvuruların çoğu bana ait bile değildi.
Bir noktadan sonra şunu daha net görmeye başladım:
Yeni mezunların en büyük hatalarından biri, her ilana başvurmak.
Sonuç genelde aynı oluyor:
Çok başvuru, az dönüş.
Çünkü şirketler artık “her işi yaparım” diyen birini değil,
“bu işi özellikle yapmak istiyorum” diyeni görmek istiyor.
CV’niz Neden İşe Yaramıyor?
Bir noktada CV’me baktım.
Aynı belgeyi herkese gönderiyorum.
Aynı cümleler, aynı anlatım…
Sonra kendime şunu sordum:
Ben bile okurken sıkılıyorsam, karşı taraf neden ilgilensin?
Belki de mesele CV’nin kötü olması değildi.
Sadece kime hitap ettiğinin belli olmamasıydı.
Aynı CV ile onlarca başvuru yapmak süreci hızlandırmıyor.
Aksine, sizi görünmez hale getiriyor.
Çünkü işverenler şunu çok net görüyor:
Bu başvuru o pozisyon için özel hazırlanmış değil.
Her pozisyon aslında farklı bir hikâye ister.
Ve CV, o hikâyeyi anlatabildiği kadar değerlidir.
Kimse Bize Bunu Öğretmiyor
Üniversiteden mezun oluyorsun ama bir şey eksik kalıyor.
Ne iş yapacağını gerçekten bilmiyorsun.
“Hangi alana yönelmeliyim?”
“Nereden başlamalıyım?”
Bu soruların net bir cevabı yok.
Ve aslında en zor kısım da bu:
Cevapsız kalmak.
O yüzden çoğumuz aynı şeyi yapıyoruz:
Deneme-yanılma.
Bir yere başvuruyoruz, sonra başka bir yere…
Bir süre sonra bu süreç, planlı bir yolculuktan çok rastgele bir arayışa dönüşüyor.
Küçük Bir Farkındalık
Şunu yeni yeni anlıyorum:
İş aramak sadece başvuru yapmak değilmiş.
Biraz da kendini tanımak gerekiyormuş.
Ne yapabilirim?
Ne yapmak istiyorum?
Neye gerçekten katlanabilirim?
Bu soruların cevabını bilmeden yapılan her başvuru,
bir süre sonra sadece zaman doldurmaya dönüşüyor.
Belki de en zor kısım tam olarak bu:
Ne aradığını bilmeden aramak.
Sonuç
Belki de sorun düşündüğümüz kadar karmaşık değil.
Yeni mezunların en büyük yanlışı iş aramak değil;
ne aradığını bilmeden yola çıkmak.
Ben hâlâ öğreniyorum.
Hâlâ bazen yanlış başvurular yapıyorum.
Hâlâ “acaba doğru yerde miyim?” diye düşünüyorum.
Ama en azından artık şunu biliyorum:
Her başvuru seni doğru işe yaklaştırmaz.
Bazen sadece oyalayıp durur.
Belki bu yazıyı okuyan biri de aynı noktadadır.
O zaman yalnız değilsin.
Ve belki de en doğru soru şudur:
“Ben gerçekten ne yapmak istiyorum?”
