Son dönemde farklı meslek gruplarında yaşanan fiyat tartışmaları, akıllara aynı soruyu getiriyor: Esnaf dayanışması adı altında oluşturulan baskılar, gerçekten esnafın menfaatini mi koruyor, yoksa vatandaşın cebinden daha fazla para çıkmasına mı neden oluyor?
Bir süre önce taksi sektöründeki fiyat tartışmaları kamuoyunun gündemine oturmuştu. Şimdi ise benzer bir tartışmanın fotoğrafçılık sektöründe, özellikle biyometrik fotoğraf ücretleri üzerinden yaşandığı konuşuluyor. Fotoğrafçıların biyometrik fotoğraf fiyatları konusunda belirli bir ücret seviyesinde buluşması, meslektaşlar arasında ortak bir fiyat anlayışının oluşturulması veya bu yönde baskı kurulması tartışmaları beraberinde getiriyor.
Öncelikle şunu ifade etmek gerekiyor: Her esnafın emeğinin karşılığını alma hakkı vardır. Bir fotoğraf stüdyosunun kira, elektrik, personel, ekipman, bakım, vergi ve diğer işletme giderleri bulunuyor. Fotoğrafçılık da yalnızca deklanşöre basmaktan ibaret bir meslek değil. Işık bilgisi, teknik donanım, fotoğrafın standartlara uygun hazırlanması ve mesleki tecrübe bu hizmetin önemli parçalarıdır. Dolayısıyla fotoğrafçının sunduğu hizmetin karşılığını talep etmesi son derece doğaldır.
Ancak burada asıl mesele, fiyatın nasıl belirlendiğidir.
Bir işletme kendi maliyetini hesaplar, hizmet kalitesini değerlendirir ve fiyatını buna göre belirler. Bu, serbest piyasanın temelidir. Fakat farklı işletmelerin bağımsız fiyat belirleme hakkını ortadan kaldıracak şekilde ortak fiyat dayatılması veya meslektaşlar üzerinde belirli bir tarifeye uyma baskısı oluşturulması bambaşka bir konudur.
Esnaf dayanışması, birbirinin müşterisini engellemek, fiyat rekabetini ortadan kaldırmak veya vatandaşı belirli bir ücret politikasına mahkûm etmek değildir. Gerçek dayanışma; meslektaşın hakkını korurken müşterinin hakkını da gözetebilmektir.
AHİLİK GELENEĞİ BU MU?
Anadolu'nun ticaret kültüründe ahilik anlayışının çok özel bir yeri vardır. Ahilik yalnızca esnafın birbirini korumasını değil, aynı zamanda dürüstlüğü, ölçülülüğü, kaliteyi, emeğe saygıyı ve müşteriye karşı sorumluluğu esas alır.
Ahilik kültüründe önemli olan, daha fazla kazanmak uğruna her yolu mubah görmek değil, helal kazancın ve güvenilir ticaretin peşinde olmaktır. Bir esnafın diğer esnafla rekabet etmesi ayıp değildir. Asıl mesele, bu rekabetin dürüstlük çerçevesinde yürütülmesidir.
Bugün biyometrik fotoğraf çektirmek isteyen bir vatandaşın önünde farklı işletmelerin bulunması, fiyat ve hizmet kalitesini karşılaştırabilmesi gerekir. Vatandaş, bütçesine uygun işletmeyi tercih edebilmelidir. Bir fotoğrafçı daha uygun fiyatla hizmet veriyorsa bunun nedeni sorgulanabilir ancak yalnızca daha düşük fiyat uyguladığı için baskıyla karşılaşması kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.
Üstelik biyometrik fotoğraf, birçok vatandaş için keyfî bir harcama değil, zorunlu bir ihtiyaçtır. Kimlik, pasaport, ehliyet ve çeşitli resmî işlemler için vatandaş bu hizmeti almak durumundadır. Dolayısıyla fiyat tartışmalarında tüketicinin ekonomik koşullarını da göz önünde bulundurmak gerekiyor.
ESNAFIN RAKİBİ YİNE ESNAF MI?
Burada fotoğrafçılık mesleğinin geleceği açısından da önemli bir soru var: Meslektaşlar birbirleriyle rekabet ederek mi gelişecek, yoksa ortak fiyat baskısıyla mı ayakta kalmaya çalışacak?
Dijitalleşmenin hızlandığı, telefon kameralarının geliştiği, fotoğraf sektörünün sürekli değiştiği bir dönemde fotoğrafçıların asıl gündemi hizmet kalitesini yükseltmek, teknik altyapıyı geliştirmek ve yeni hizmet alanları oluşturmak olmalıdır. Vatandaşa daha kaliteli hizmet sunabilmek, mesleğin itibarını artırmak ve değişen teknolojiye ayak uydurmak çok daha önemli hedeflerdir.
Fiyat rekabetini ortadan kaldırmak kısa vadede bazı işletmelerin işine yarayabilir. Ancak uzun vadede tüketicinin tercih hakkını ve piyasadaki rekabet ortamını zedeleme riski taşır.
Üstelik konu yalnızca fotoğrafçılarla sınırlı değil. Bir meslek grubunun kendi ekonomik çıkarlarını korumak adına fiyatlar üzerinde baskı oluşturması normalleştirilirse yarın başka sektörlerde de benzer taleplerle karşılaşabiliriz.
Rekabetin olmadığı yerde hizmet kalitesinin nasıl korunacağı, vatandaşın daha uygun fiyatlı hizmete nasıl ulaşacağı ve küçük işletmelerin kendi politikalarını nasıl belirleyeceği ciddi biçimde düşünülmelidir.
ESNAFLIK, VATANDAŞI UNUTARAK YAPILMAZ!
Elbette fotoğrafçılar da artan maliyetlerden, ekonomik şartlardan ve sektördeki sorunlardan şikâyet edebilir. Bu sorunların çözümü için meslek odaları, ilgili kurumlar ve sektör temsilcileri bir araya gelebilir. Mesleki standartların geliştirilmesi, eğitimlerin artırılması ve haksız rekabetin önlenmesi için çalışmalar yapılabilir.
Ancak bu çalışmaların adresi fiyat baskısı olmamalıdır. Meslek kuruluşlarının görevi, üyelerinin haklarını korurken rekabet hukukuna ve tüketici haklarına da saygı göstermektir.
Türkiye'de 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesi, rekabeti sınırlama amacı taşıyan teşebbüsler arası anlaşma ve uyumlu eylemleri yasaklıyor. Bu nedenle bağımsız işletmelerin fiyatlarını birlikte belirlemeye yönelik girişimleri hukuki açıdan da dikkatle değerlendirilmelidir.
Unutulmamalıdır ki esnafın itibarı, belirlediği fiyatın yüksekliğiyle değil, müşterisine sunduğu hizmetin kalitesiyle ölçülür.
Taksi sektöründeki fiyat tartışmalarının ardından fotoğrafçılık sektöründe de benzer bir gündemin oluşması, üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur. Her meslek grubu emeğinin karşılığını almalı, ancak hiçbir meslek grubu vatandaşın tercih hakkını görmezden gelmemelidir.
Ahilik geleneğinden söz ediyorsak önce ahlakı, adaleti ve hakkaniyeti hatırlamalıyız.
Çünkü esnafın dayanışması vatandaşa karşı değil, haksızlığa karşı olmalıdır.
Ve belki de bugün sorulması gereken en önemli soru şudur:
Esnaf, müşterisini kazanmak için mi mücadele edecek, yoksa müşterisinin başka bir esnafı tercih etmesini engellemek için mi?
